Adnan Karakuş
Köşe Yazarı
Adnan Karakuş
 

“ Yes yess , Olley Bee ”

Depremin ikinci günü Hatay’dayız. Can pazarının orta yerinde. Bir kişiye daha ulaşmak için yorgun uykusuz ve dinlenmeden çalışıyoruz. Artık ayakta duracak halimiz yok . Çalışmaları aksatmayacak şekilde sırayla birkaç saat uyumaya gidiyoruz. Bu nöbet değişimlerinde iki defa uyuyamadan geri geldim. Yine bir uyku nöbeti dönüşü ünlü sivil toplum gruplarından bir kişinin bizim ekiple çalıştığını gördüm. Kendi arkadaşlarıyla tartışmış ve bizim gruba gelip, “sizinle çalışabilir miyim” demiş... Çok kısa sürede ekibe tam uyum sağladı. Büyük bir gayret ve fedakârlıkla çalışıyor. Arama kurtarma konusunda tam eğitimli değil fakat zeki ve el becerisi iyi. Söylenenleri kolayca kavrayıp uyguluyor. İki saat içinde bir anne ile üç yaşındaki oğlunu enkazdan çıkarttık. Sağlık ekibi anneyi ve oğlunu ambulansa taşırken, mutluluğumuz tarif edilemezdi. Sessiz göz yaşlarıyla ağlayanlar, şükr eden, tekbir ve salavat getirenler… Bu kıyamet sabahında bir cennet rüzgârı esmişti. Hemen yakınımda çapraz sağımda duran yeni arkadaşa takıldı gözüm. Büyük bir mutlulukla gözleri sıkıca kapalı, yüzü gökyüzüne dönük, yumruklarını sıkmış bir vaziyette “yes yes yesss işte bu” diye bağırıp, sonra da sıkılmış yumruğunu havaya savurarak, “oley beee” diye tamamladı duygu nöbetini. *** Kaldığımız yerden devam ettik… Depremin dördüncü gününe kadar yüzlerce insanın direkt ya da dolaylı olarak enkazdan çıkmasına yardım ettik. Dördüncü günün akşamı yemek organizasyonunu yapan arkadaşlarla yer değiştirdik. Birkaç saatlik uyku nöbetlerimiz oluyordu. Biber sürülmüş gibi yanan gözlerimizi kapatıp öyle bekliyorduk. Sadece gözlerimiz dinleniyordu. Ne zaman azıcık dalsam, içim geçse enkazın içinden bana bakan soğuk bir yüz ile veya elime dokunan bir el ile irkiliyordum. Bize yeni katılan arkadaş da aynı durumdaydı. Bir ara çadırdan çıkıp her zamankinden uzunca bir sürede geri döndü. Hayırdır diye sordum. Abi arabaya kadar gittim. “Bir bira çakıp geldim” belki uyuyabilirim. Sen içmezsin biliyorum ama, grup önderimiz burada şart 3-5 saate bir bira hem kanınızı ısıtır hem de duygu durumunuzu düzenler demişti. Faydası oluyor gibi… Çok sorun değilse sana da getireyim. Teşekkür ederim tahmin ettiğin gibi ben içmiyorum uyumaya çalışalım dedim… Sonra her fırsatta konuştuk O bana, ben de ona sordum merak ettiklerimizi. Balıkesirli zengin bir aileden. İstanbul’da öğrenci yazılım mühendisliği okuyor. Çalıştığı gruptan tekbir getirenlere hakaret edenler olduğu için tartışıp ayrılmış. Babaannem de bana dua öğretmişti abı dedi. Sübhaneke duası ve ihlas suresini bozuk telaffuzla da olsa tam olarak okudu. Fatiha’yı da bildiğini söyledi ama karıştırdı… Kavga ettiği arkadaşlarını bencil ve faşist diye niteledi. Bak ben sevincimi oley diye dile getiriyorum gol atınca, bir projeyi tamamlayınca beklenmedik her başarıda hep da oley diyorum… Sen de Allahuekber de… abi bunda bir şey yok ki. Bunu arkadaşlara anlatamadım. İçimden, ah güzel kardeşim babaannenin ruhuna ektiği o niğmetin kırıntıları bile ne kadar güzel… Konuşulacak çok şey var da... Şimdi ne sırası ne de buna mecalim var dedim… Sonraki sözlerini uğultu şeklinde duydum dinlerken uyumuşum... *** Dün deprem bölgesinden dönen bir arkadaşımdan parça parça dinlediklerimi toparlayıp yazmaya çalıştım. Muhafazakâr bir ailenin son kuşağı duygu durumunu yönetmek için 3-5 saat ara ile bir “bira çakıp” sevincini “yesss oley” diye ifade ediyor… Samimi dürüst ama artık bu topraklara ait renkleri iyice eksilmiş tükenmiş solmuş…Yeme içme alışkanlıkları günlük hatta haftalık ibadetlerin hayatında hiç olmaması. Sadece neneden kalan bir kısa dua ve sure… Ve aklında kalan tek ibadet çocukken amcasıyla gittiği bayram namazları. Yazılım mühendisi olacak bu ülkenin bir değeri fakat bu topraklarla olan bağları nene ve amcadan kalan birkaç hatıra kadar. Sadece dil uzatanlarla itiraz etmiş. Aslında bu bile çok kıymeti lakın yol uzun ve çetin. Şu bulutlar biraz dağılsın…daralan göğsümüz az genişlesin biraz saralım yaralarımızı… Bu karanlık hele bir şafağa ulaşsın ve sonra gelin her şeyi baştan düşünelim. Durum sanılandan çok daha vahim... Bir deprem fırtınasının ortasındayız evlerimizle beraber köklerimiz de sarsılıyor. Yardım et Allah’ım…
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2023 - Cuma

“ Yes yess , Olley Bee ”

Depremin ikinci günü Hatay’dayız. Can pazarının orta yerinde. Bir kişiye daha ulaşmak için yorgun uykusuz ve dinlenmeden çalışıyoruz.

Artık ayakta duracak halimiz yok . Çalışmaları aksatmayacak şekilde sırayla birkaç saat uyumaya gidiyoruz. Bu nöbet değişimlerinde iki defa uyuyamadan geri geldim. Yine bir uyku nöbeti dönüşü ünlü sivil toplum gruplarından bir kişinin bizim ekiple çalıştığını gördüm.

Kendi arkadaşlarıyla tartışmış ve bizim gruba gelip, “sizinle çalışabilir miyim” demiş...

Çok kısa sürede ekibe tam uyum sağladı. Büyük bir gayret ve fedakârlıkla çalışıyor. Arama kurtarma konusunda tam eğitimli değil fakat zeki ve el becerisi iyi. Söylenenleri kolayca kavrayıp uyguluyor. İki saat içinde bir anne ile üç yaşındaki oğlunu enkazdan çıkarttık.

Sağlık ekibi anneyi ve oğlunu ambulansa taşırken, mutluluğumuz tarif edilemezdi. Sessiz göz yaşlarıyla ağlayanlar, şükr eden, tekbir ve salavat getirenler…

Bu kıyamet sabahında bir cennet rüzgârı esmişti. Hemen yakınımda çapraz sağımda duran yeni arkadaşa takıldı gözüm. Büyük bir mutlulukla gözleri sıkıca kapalı, yüzü gökyüzüne dönük, yumruklarını sıkmış bir vaziyette “yes yes yesss işte bu” diye bağırıp, sonra da sıkılmış yumruğunu havaya savurarak, “oley beee” diye tamamladı duygu nöbetini.

*** Kaldığımız yerden devam ettik… Depremin dördüncü gününe kadar yüzlerce insanın direkt ya da dolaylı olarak enkazdan çıkmasına yardım ettik.

Dördüncü günün akşamı yemek organizasyonunu yapan arkadaşlarla yer değiştirdik.

Birkaç saatlik uyku nöbetlerimiz oluyordu. Biber sürülmüş gibi yanan gözlerimizi kapatıp öyle bekliyorduk. Sadece gözlerimiz dinleniyordu.

Ne zaman azıcık dalsam, içim geçse enkazın içinden bana bakan soğuk bir yüz ile veya elime dokunan bir el ile irkiliyordum.

Bize yeni katılan arkadaş da aynı durumdaydı. Bir ara çadırdan çıkıp her zamankinden uzunca bir sürede geri döndü.

Hayırdır diye sordum. Abi arabaya kadar gittim. “Bir bira çakıp geldim” belki uyuyabilirim. Sen içmezsin biliyorum ama, grup önderimiz burada şart 3-5 saate bir bira hem kanınızı ısıtır hem de duygu durumunuzu düzenler demişti. Faydası oluyor gibi…

Çok sorun değilse sana da getireyim. Teşekkür ederim tahmin ettiğin gibi ben içmiyorum uyumaya çalışalım dedim…

Sonra her fırsatta konuştuk O bana, ben de ona sordum merak ettiklerimizi.

Balıkesirli zengin bir aileden. İstanbul’da öğrenci yazılım mühendisliği okuyor. Çalıştığı gruptan tekbir getirenlere hakaret edenler olduğu için tartışıp ayrılmış.

Babaannem de bana dua öğretmişti abı dedi. Sübhaneke duası ve ihlas suresini bozuk telaffuzla da olsa tam olarak okudu. Fatiha’yı da bildiğini söyledi ama karıştırdı…

Kavga ettiği arkadaşlarını bencil ve faşist diye niteledi. Bak ben sevincimi oley diye dile getiriyorum gol atınca, bir projeyi tamamlayınca beklenmedik her başarıda hep da oley diyorum… Sen de Allahuekber de… abi bunda bir şey yok ki. Bunu arkadaşlara anlatamadım.

İçimden, ah güzel kardeşim babaannenin ruhuna ektiği o niğmetin kırıntıları bile ne kadar güzel… Konuşulacak çok şey var da... Şimdi ne sırası ne de buna mecalim var dedim… Sonraki sözlerini uğultu şeklinde duydum dinlerken uyumuşum...

*** Dün deprem bölgesinden dönen bir arkadaşımdan parça parça dinlediklerimi toparlayıp yazmaya çalıştım.

Muhafazakâr bir ailenin son kuşağı duygu durumunu yönetmek için 3-5 saat ara ile bir “bira çakıp” sevincini “yesss oley” diye ifade ediyor…

Samimi dürüst ama artık bu topraklara ait renkleri iyice eksilmiş tükenmiş solmuş…Yeme içme alışkanlıkları günlük hatta haftalık ibadetlerin hayatında hiç olmaması. Sadece neneden kalan bir kısa dua ve sure… Ve aklında kalan tek ibadet çocukken amcasıyla gittiği bayram namazları.

Yazılım mühendisi olacak bu ülkenin bir değeri fakat bu topraklarla olan bağları nene ve amcadan kalan birkaç hatıra kadar. Sadece dil uzatanlarla itiraz etmiş. Aslında bu bile çok kıymeti lakın yol uzun ve çetin. Şu bulutlar biraz dağılsın…daralan göğsümüz az genişlesin biraz saralım yaralarımızı…

Bu karanlık hele bir şafağa ulaşsın ve sonra gelin her şeyi baştan düşünelim. Durum sanılandan çok daha vahim...

Bir deprem fırtınasının ortasındayız evlerimizle beraber köklerimiz de sarsılıyor. Yardım et Allah’ım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yerelposta.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet pehlivan
(17.02.2023 10:50 - #158)
Allah sizler ve sizlergibi olanlardan razi olsun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yerelposta.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Dursun Durmuş
(18.02.2023 01:35 - #160)
Eline diline sağlık Hayırlı geceler abim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yerelposta.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.